Online Psikolog | Online Terapi | Dünyanın Geçirdiği Bu Zor Günlerde Ruh Sağlığımızı Nasıl Koruruz?
Türkçe Terapi

Dünyanın Geçirdiği Bu Zor Günlerde Ruh Sağlığımızı Nasıl Koruruz?

Hem ülke olarak hem de dünya olarak zor günlerden geçiyoruz. Dünyanın yaşadığı bu salgın hastalıkla psikolojik olarak nasıl mücadele ederiz? Bu günleri nasıl en sağlıklı bir şekilde atlatabiliriz biraz bunlardan bahsetmek istedim bu yazıda.


Ruh ve beden sağlığımızı korumak için bazı önemli tavsiyeler:
 •      Fiziksel İzolasyona özen gösterin. Mümkün olduğunca evde kalmak şu an için en geçerli koruyucu yöntem olarak görülüyor.
 •      Temizlik kurallarına uyun. Uzmanların önerdiği ölçüde el yıkama ve ev temizliği önemli. Ama fazlası değil! (Burası önemli sonra tekrar değineceğim)
 •      Dengeli beslenin. Sebze meyve ve yeterli sıvı tüketimi ve bağışıklığımızı güçlendirecek şekilde beslenin.
 •      Uyku düzeninize dikkat edin. Daha fazla evde vakit geçiriyor olsak bile gece zamanında uyumak ve sabah her zamanki saatimizde uyanarak biyolojik ritmimizi korumak önemli.
 •      Spor için ev içi alternatifler planlayın.
 •      Günlük rutinlerinizi devam ettirin.  Günlük plan ve hedefler belirleyin.
 •      Sosyal bağları online olarak devam ettirin, paylaşın. Akraba ve arkadaşları görüntülü, sesli arayın.
 •      Gereksiz ve aşırı haber takibinden uzak durun. (Eğer takip ettiğiniz haberler, siteler vb. sizi olumsuz etkiliyorsa, moral ve motivasyonunuzu düşürüyor ve psikolojinizi bozuyorsa TAKİBİ BIRAKIN!! )
 •      Sürekli haber takibi yerine günde bir iki sefer ve yeterli miktarda bilgi alın.
 •      İşe yarayan ve zaten sürekli tekrarlanan basit ama işe yarayan bilgileri alın ve kullanın.
 •      Aşırı sosyal medya ve teknolojiden uzak durun. Alternatif etkinlikler planlayın.

Çocuklar için

 •      Çocuklara yaşlarına uygun çeşitli aktiviteler hazırlayın. Oyun, aile etkinlikleri, ders ve eğitim saatleri, film saati, kitap okuma saati, spor saati, resim, müzik vb. ilgi duydukları sanatsal etkinlikler planlayın.
 •      Çocukların da rutinleri olsun. Beraber ve yalnız yaptıkları farklı etkinlikler planlayın.  
•      Çocukların sorularını onların yaşlarına uygun şekilde cevaplayın.
 •      Unutmayın çocukları zor durumlarla baş etmeyi sizden öğreniyor. İyi örnek olun.

Bakış açınızı gözden geçirin, alternatifleri de değerlendirin
  ’Belimizi büken taşıdığımız yük değil, onu nasıl taşıdığımızdır’’ Epiktetos
 •       Zihnimiz karamsar düşüncelere takıldığında ve psikolojimiz olumsuz etkilendiğinde bu olumsuz düşünceler ile ilgili olarak;
 •      Kanıtları ve aksi kanıtları araştırın (Analitik düşünün),
 •      Alternatif çözüm ve bakış açılarını gözden geçirin,
 •      Empatik yaklaşın Başka bir arkadaşımız, sevdiğimiz biri bize aynı sorun ve sıkıntı ile gelse ona neler tavsiye ederdik diye düşünün.
 •      Olasılıkları değerlendirin. Başka neler olabilir? İyi alternatifler neler? Bunları da göz önünde bulundurun. ‘’Her zaman bir seçim ve tercih vardır’’ Viktor Frankl
 •      Daha iyi uyum sağlayanları gözlemleyin ve iyi çözümleri kendinize transfer edin.
 •      Size iyi gelen şeyleri fark edin, keşfedin ve yapın,
 •      Bazen canınız istemese bile yapmak için zorlayın ve sonucu değerlendirin.  

Peki bu süreçte hiç kaygılanmamalı mıyım?

 Kaygı hayat kurtarıcı, insanı koruyan, tedbir almasını sağlayan yaşamsal bir duygudur. Özellikle bir tehdit, zorluk ve zarar görme riski varsa kaygılanmak gayet doğal, adaptif bir savunma ve kendimizi koruma yöntemidir. Dolayısıyla makul düzeyde kaygılanmak ve gerekli tedbirleri almak gayet doğal ve hatta gerekli. Burada önemli olan yaşadığımız kaygı ve stresin nereye kadar makul olduğu, nereden sonra ise artık hastalık düzeyine geldiğine karar vermektir.

Hiç kaygılanmayıp, hiç stres yapmayanlar?

 İşte makul kaygıyı yaşa(ya)mayanlar ve dolayısıyla gerekli tedbirleri almayanlar, önlemlere ve uyarılara uymayanlar maalesef bu salgında hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verme potansiyeli olan kişiler olarak anılacaklar. ‘’Bana, bizim millete bir şey olmaz’’ demenin hiç kimseye faydası olmadığını dünya yaşayarak gördü.

Peki kaygı ve stres ne zaman hastalık haline gelmiş demektir?
  ·        Kaygınız aşırı ve sürekliyse,
 ·         Psikolojik ve bedensel belirtiler devam ediyorsa; Sürekli ve rahatsız edici içsel bir huzursuzluk, Uyku problemleri, Tahammülsüzlük ve çabuk sinirlenme, Dikkat ve odaklanma problemleri, Çarpıntı, nefes darlığı, mide barsak şikayetleri, baş ağrısı, kas ağrıları.
 ·         Bu belirtiler ile yaşamınız ve işlevselliğiniz bozuluyor ve hayatınız zorlaşıyorsa, psikolojik olarak etkilenmiş olabilirsiniz. Bu durumda bir uzman görüşü ve desteği almanız gerekebilir. (Bu süreçte öncelikle Online Terapi desteği alabilirsiniz)


Yrd. Doç. Dr. Ümit Sertan Çöpoğlu
Psikiyatri Uzmanı & Psikoterapist
Etiketler
Bir yorum yaz