Online Psikolog | Online Terapi | Olduklarından Farklı Görünebilme Çabası İçinde Olanlar - Narsisistik Kişilik
Türkçe Terapi

Olduklarından Farklı Görünebilme Çabası İçinde Olanlar - Narsisistik Kişilik

Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder.

Richard Wilkins


Narsisistik Kişilik Nedir?

‘Narsisist’ kelimesinin kökeni eski Yunan Mitoloji’ndeki bir hikâyeye dayanmaktadır, konuyu anlaşılır kılmak adına hikâyeye kısaca değinmekte fayda var diye düşünmekteyim.

“Herkese kaba ve kırıcı davranan, kimseyi kendisine denk görmeyen, kendisini sevenleri aşağılayan çok yakışıklı ama bir o kadar da kibirli Narkissos adında genç bir delikanlı varmış. Onun davranışlarından ötürü tanrılar, onu kendi kendisine âşık olmakla cezalandırmış. Narkissos, bir gün dereye bakarken suda kendi yansımasını görmüş ve gördüğü bu güzelliğe âşık olmuş. Bir süre sonra da Narkissos, sürekli su kenarında oturup sudaki yansımasını izler hale gelmiş; fakat suda gördüğü yansımasına ulaşmak veya sarılmak mümkün olmuyormuş. Sonunda bu umutsuz aşk acısının verdiği kederinden dolayı ince hastalığa yakalanmış ve günden güne mum gibi erimiş… Günlerden bir gün Narkissos, yine kendi yansımasını izler bir halde su kenarında ölmüş. Tanrılar tanrısı Zeus, kendini beğenmiş ve kibirli davranan kişilere ibret olsun diye onu güzel kokulu çiçek açan bir bitkiye dönüştürmüş.”

Hikâyeden anlaşılacağı üzere, narsisistik kişiliklerin en belirgin özellikleri kendilerine duydukları hayranlıkları ve kendilerini; üstün, özel ve biricik hissetmeleridir. Her insan, kendini belli ölçülerde beğenir ve diğerlerinden farklı hisseder, hatta insan olarak zaman zaman böyle hissetmeye hepimizin ihtiyacı vardır. Ancak narsisistik kişiler, kendini beğenme ve özel hissetme duygusunu abartarak hayatlarının merkezine koymuş bir şekilde yaşarlar ve diğer insanların da buna uygun davranmalarını beklerler.

Narsisistik Kişiliğin Genel Özellikleri Nelerdir?

Öncelikle narsisistik kişilikler birçok kuram ve kaynakta farklı türlerde tanımlanmışlardır ve en çok bilinen türü ‘büyüklenmeci’ diğer bir adıyla ‘grandiyöz narsisistik’ kişiliktir. Dolayısıyla bu başlık altında büyüklenmeci narsisistik kişiliğin özelliklerine yer verilecektir.

İkincisi, bir kişinin aşağıda sıralanan özelliklerin birçoğunu günlük hayatta ve insan ilişkilerinde sıklıkla sergiliyor olması onda narsisistik kişilik özellikleri olduğuna işaret edebilir. Ancak bu konuda kesin bir bozukluk tanısı, DSM-V Psikiyatri Tanı Ölçütleri El Kitabı kriterleri dâhilinde bir ruh sağlığı uzmanı tarafından koyulabilir.

Narsisistik kişiliğin genel özellikleri şu şekildedir:

1) Kendisini üstün görme, büyüklenme, başkalarını küçümseme, yoğun hırs ve kendisine hayranlık duyma gibi davranışlar sergiler.

2) Kendisine yönelik yoğun ilgisi, başkalarının ihtiyaçlarını ve gereksinimlerini fark edememesine neden olur. Diğer bir deyişle empati kurmakta zorlanır.

3) Çevresine karşı kendi kendilerine yetebildikleri izlenimini verir ve zihni çoğunlukla ‘muhteşem’ başarılar ile meşguldür. Aslında derinde kırılgan, utangaç ve eleştiriye duyarlıdır.

4) İnsan ilişkileri yoğun ancak sömürücüdür ve diğer kişilerden övgü almaya yönelik yoğun bir istekle güdülenmiştir.

5) Sürekli ve sıkı çalışma becerilerinden dolayı, genellikle meslek yaşamında başarılıdır ve toplumsal uyum düzeyi yüksektir. Ama dış görünüşüyle çok ilgilidirler ve işlerini aslında hayranlık elde etmek için yapar.

6) Genelde oldukça maddeci, kayrılmak için değerlerini değiştirmeye hazır, yetkeye saygısız, patolojik yalan söylemeye ve ahlakî değerleri görmezden gelmeye yatkındır.

7) Aşk ve cinsellik alanlarında çelişkileri bulunmaktadır. Narsisistik kişiler çoğunlukla görünüşte çekici, baştan çıkarıcı ve evlilik dışı ilişkilere, hatta rastgele cinsel ilişkilere yatkın kişilerdir. Oysa daha derinde, cinsellikten fiziksel haz dışında çok az doyum alır, karşı cinsle derin ve sürekli yakın ilişkiler kuramazlar.

8) Zeki, becerikli, liderlik vasfına sahip, hitabeti güçlü, bir takım özel yeteneklere sahip olan narsisistik kişiler büyük kitleleri etkileyebilir ya da peşlerinden sürükleyebilirler.

Narsisistik Kişilik Nasıl Oluşur?

Narsisistik kişiliklerin nasıl oluştuğu, hangi olaylara ya da tutumlara maruz kalma sonucunda şekillendiklerinin kuşkusuz net cevapları bulunmamaktadır. Aynı şekilde bu kişilerin, nasıl bir çocukluk geçirdikleri ve nasıl bir aile ortamına maruz kaldıkları konusunda da farklı teoriler mevcuttur. Genetiğin, ailenin ve yaşantıların bu durum üzerinde etken rol oynadığı iddia edilmektedir. Ancak konu bağlanma kuramı açısından ele alındığında, çocuğa erken dönemde bakım veren kişilerin narsisistik kişiliğin şekillenmesinde etkili olduğu kanısı hâkimdir. Aslında narsisistik kişilerin sergiledikleri bu tutumlar, onların sıkça başvurdukları için kişiliklerinde artık yer etmiş savunma mekanizmalarının bir sonucudur. Bir kişide böyle bir savunma mekanizmasını ortaya çıkaran sebeplerin başında ise ilk çocukluk itibariyle hayata ve insanlara karşı geliştirdiği çok yoğun bir güven ve sevgi eksikliği yatmaktadır. Şöyle ki; gelişimlerinin kritik evrelerinde onlara bakım veren kişi ya da kişiler genelde çocuklarının ayrı bir kimliği ve kişiliği olduğunu fark etmeyerek onları kendi uzantıları gibi kabul etmişler ve zihinlerindeki ‘ideal’ ya da ‘mükemmel’ çocuğu yetiştirmeye çalışmışlardır. Diğer bir tabirle, çocuğa gerçekçi olmayan bir sevgi hissettirilmiş (aslında bu ebeveynlerin kendileri yönelik ‘sevgi’den başkası değildir) ve çocuğun ihtiyaç duyduğu disiplin tam manasıyla uygulanmamıştır. Dolayısıyla çocuk, kendisine bakım veren kişi ya da kişilerin çok yoğun bir duygusal işgaline maruz kalmıştır. Gerçek kişiliği ve kimliği fark edilmeyen aynı çocuk, bu duruma uzun süre katlanamayarak bir süre sonra ebeveynlerinin zihinlerinde tasarladıkları ‘ideal çocuk’ olma yolunu seçmek zorunda kalmıştır. Bunu yaparak kendi özgün kişiliği ve kimliğinden vazgeçmiş, bozuk ve sahte bir kişilik modeli oluşturmak zorunda kalmıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde narsisistik kişilerin yine kendilerine benzer çocuklar yetiştirdikleri yorumu yapılabilir.

Narsisistik kişiliğin ortaya çıkması hususunda bir diğer yorum ise ruhsal gelişiminin kritik dönemlerinde çocuğa yeterli ilgi, sevgi ve alakanın verilmemesidir. Ebeveynlerin bu tarz tutumları, çocukta değersizlik ve yetersizlik duygularının açığa çıkmasına ve bu durum neticesinde çocuğun ileride -bir savunma mekanizması olarak- çevresine karşı tam tersi duygular (değerli ve yeterli) hissediyormuş izlenimi verme çabasına girmesine neden olmuştur. Bu tarz bir davranış modelinin de ortaya narsisistik kişiliği çıkardığı iddia edilmektedir.

Narsisistik Kişiliğin Değişimi Mümkün Müdür?

Evet, mümkündür ancak bu konuda ön şart, kişinin kendi durumunu kabul etmesi ve değişim için gönüllü bir şekilde adımlar atmasıdır. Bu koşullar sağlandığı takdirde narsisistik kişiliğin toparlanması konusunda etkili yöntemlerin başında psikoterapi gelmektedir.

Narsisistik Kişilik Hangi Sebeplerle Psikoterapiye Başvurur?


Öncelikle büyüklenmeci özellikler barındıran narsisistler, pek psikoterapiye gelmek istemezler çünkü kendilerinde bir kusur bulmadıkları için çoğunlukla herhangi bir psikolojik desteğe de ihtiyaç duymadıklarına inanırlar. Bu bağlamda narsisistik kişiler, hayatlarında bir sorun olarak gördükleri ilişkilerini düzeltmek, sıkıntının tek kaynağı olarak gördükleri eşlerini ‘tedavi’ ettirmek ya da kendilerini anlayamayan kişilere nasıl davranacakları konusunda terapistlerinden ‘strateji danışmanlığı’ alma ihtiyacıyla terapiye başvurabilirler. Örneğin, eşleriyle ya da partnerleriyle beraber çift terapisine gelebilirler, gelme amaçları da genellikle asıl sorunun kendilerinde değil de karşı tarafta olduğunu bir uzman eşliğinde eşlerine ispatlamak olabilir.

Bunların yanı sıra, narsistikler için psikoterapiye başvurmak; “bana psikologa gidemezsin dediler, onlara göstereceğim nasıl gidebildiğimi” şeklinde kendilerini başkalarına ispat etmeye yönelik son derece komik bir neden de olabilmektedir.

Bunların haricinde nispeten daha olgun bir kişilik düzeyinde olan ama yaşamlarında kimi zaman narsisistik bir takım davranışlar sergilediklerini ve bu davranışlarının kendilerine ve ilişkilerine ciddi zararlar verdiğini fark edebilen kişiler de, kendilerinden kaynaklı olarak artık bir şeylerin ters gittiğini fark ederek psikoterapiye başvurabilirler.

Narsisistik Kişilik Psikoterapiden Nasıl faydalanabilir?

Psikoterapiste güven konusu, narsisistik kişiliklerle yapılan psikoterapi seanslarında oldukça önem arz eder. Nitekim psikoterapi sürecinin başlarında terapistin güvenilir biri olup olmadığı narsisistik kişilikler tarafından seanslarda sıklıkla test edilir. Psikoterapi süreci boyunca hem narsisistik kişilik hem de psikoterapist, aralarında güvene dayalı terapötik bir ittifak kuruluncaya dek sabretmeyi başarabilirlerse, narsisistik kişiliğin derinlerindeki duygular seanslarda yavaş yavaş konuşulmaya başlanır. Bu sayede narsisistik kişilikler, süreç içerisinde duygularını terapistin yardımıyla fark ederek kendileriyle ilgili belli oranda içgörü geliştirip, bozuk olan kişilik yapılanmalarını onarma fırsatı bulabilirler.

Kendi duygularını netleştirmeyi ve yönetebilmeyi başarmış olgun kişilik özellikleri taşıyan bir psikoterapistin, kendisine başvuran narsisistik bir kişinin içinde bulunduğu duygu dünyasını ve tüm bu savunma davranışlarının altında yatan ana gerçekliği onunla empati kurarak, onu yargılamadan ve eleştirmeden yorumlaması; değişim konusunda zaman içerisinde son derece etkili sonuçlar doğurabilir. Zira psikoterapistin karşısında art niyetli birinden ziyade yaşam ve diğer insanlar karşısında aslında kendini son derece yetersiz, güvensiz ve değersiz hisseden bir insan bulunmaktadır.*

Faydalanılan Kaynaklar

Akhtar, S. (1989). Narcissistic personality disorder. Psychiatric Clinics of North America 12:505-529.

Kernberg, O. F. (1975). Borderline Conditions and Pathological Narcissism, s. 227-314. New York: Jason Aronson


Ümit AKÇAKAYA
Uzm. Psikolojik Danışman & Online Terapist


* Bu yazı Ümit Akçakaya'nın yayımlanan "UYANIŞ" adlı kitabından derlenmiştir. Etiketler
Bir yorum yaz