Online Psikolog | Online Terapi | Online Psikoterapi Uygulamaları
Türkçe Terapi

Online Psikoterapi Uygulamaları

Dünyada ve Türkiye’de gittikçe yaygınlaşmakta olan ve geniş kitleler tarafından kullanılır hale gelen online terapiler gün geçtikçe daha da dikkat çekici hale gelmektedir. Büyük şehirlerdeki ulaşım problemleri, küçük yerleşim yerlerinde ruh sağlığı hizmetlerinin kısıtlı oluşu insanları psikolojik destek alabilmek için yeni çözümler aramaya yönlendirmiştir. 


Bu çalışmada online terapi ya da internet temelli terapi diye bilinen terapi uygulamalarının tanımına, içeriğine, etkililiğine, kimler tarafından tercih edildiğine, terapötik ittifak üzerindeki etkisine ve bu alanda dikkat edilmesi gereken etik meselelere değinilmiştir.

BÖLÜM 1
 GİRİŞ      

Son yıllarda psikoterapi pratiğinde teknolojinin kullanımı sıkça gündeme gelmektedir. Bilgisayar, elektronik posta, online mesajlaşma odaları, video teknolojileri ve internetin profesyonel literatürde yer bulması, konuyla ilgili klinik etik ve yasal ikilemleri de gündeme getirmiştir. Bu teknolojilerin amacına uygun bir birçimde kullanımı terapiye ihtiyaç duyan kişilerin terapiye ulaşımını kolaylaştırdığı gibi danışmanlık almayı, süpervizyonu ve eğitim olanaklarını da genişletmiştir. Bu teknolojiler, danışanlar yüz yüze terapi alamayacak durumda olduklarında terapiye ulaşmalarını sağlamakta, iletişimi güçlendirmekte ve yüz yüze tarapi alanlar açısından da seanslar arasında terapist ve danışan arasındaki kontağın devam etmesini sağlamaktadır. Bunların yanı sıra terapist eğitimi ile ilgili de yüz yüze eğitim alma imkânı olmayan durumlarda terapistin eğitim olanaklarına ulaşımını sağlamakta, süpervizyonlarına uzaktan devam edebilmesini desteklemektedir. Tüm bunların yanı sıra yüz yüze eğitime devam edenler açısından da eğitimin kalitesini ve etkliliğini arttıracak imkânlar sunmaktadır (Barnett, 2011).
      Bu teknolojilerin kullanımı “tele sağlık”, “e-sağlık”, “e-terapi”, “online terapi” “davranışsal tele sağlık”ve “tele psikoloji” gibi isimler almışken en yaygın kullanıma sahip olan terim “tele sağlık” olarak kalmıştır. Tele sağlık, psikologlar tarafından uygulandığında “tele psikoloji” olarak da isimlendirilmektedir. Nickelson (1998) yılında telesağlığı “Telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinin sağlıkla ilgili hizmetlere, müdahalelere, konsültasyonlara, süpervizyonlara, eğitimlere ve bilgiye ulaşım amacıyla kullanımı” şeklinde tanımlamıştır. Bu alandaki literatür gün geçtikçe gelişmekte ve telesağlık hizmetlerini kullanan kişi sayısı artmaktadır. Bu çalışmada psikoterapinin online ortamdaki uygulamaları, bu uygulamaların etkililiği, terapötik ittifak üzerindeki etkileri ve online terapinin etik kodları üzerinde durulmuştur. 

BÖLÜM 2 ONLİNE TERAPİ NEDİR?     

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin yanı sıra internetin gelişimi insanların birbirleri ile kurdukları etkileşim biçimlerini de değiştirmiştir. Son yıllarda eğitim ve sağlık gibi birçok alanında bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımına ağırlık verilmektedir. Ruh sağlığı alanında internet üzerinden sağlanan servislere atıfta bulunan birçok kavram doğmuştur. Psikoloji alanında Online Psikoterapi, Nickelson (1998), tarafından ortaya konan davranışsal tele-sağlık teriminden evrilmiş bir kavramdır. Online Psikoterapi, telekomünikasyon ve bilişim teknolojilerinin davranışsal sağlık hizmetleri sağlama alanında kullanımını ifade etmektedir. Online Psikoterapi: psikolojik sağlık prosedürleri ve ilkelerinin bilişsel, duygusal ve davranışsal tekniklerle sistemik müdahale stratejileri dahilinde kişinin gelişimi ve iyiliği odaklı online ortamdaki kullanımı şeklinde tanımlanır (National Board Certified Counselors, 2007). Online psikoterapi, mesajlaşma araçları, elektronik posta, forum, sesli ya da görüntülü konferans araçlarını kullanan bir ruh sağlığı uzmanı tarafından sunulan ruh sağlığı hizmetidir. Bireysel etkileşim ya da grup etkileşimi şeklinde ilerleyebileceği gibi eş zamanlı ya da ardışık zamanlı etkileşimler şeklinde gerçekleştirilebilir (Bara ve Grohol, 2011; Suler, 2000).
     Sık kullanılan diğer bir kavram ise internet üzerinden tedavi sunmanın birçok yöntemini kapsayan İnternet Terapi’dir. İnternet Terapi, kalifiye ruh sağlığı uzmanlarının interneti kullanarak danışanlarına ulaştırdığı her türlü profesyonel terapötik etkileşim olarak tanımlanır (Rochlen, Zack, ve Speyer, 2004). İnternet terapi ile aynı anlamda kullanılan diğer terimler siber danışmanlık, online terapi, internet temelli terapi, eterapi ve interapi’dir (Lange ve ark., 2000).     Bermejo (1999)’a göre online terapi şu üç durumda yüz yüze terapinin yerine geçebilir: 1.     Ruh sağlığı hizmetlerine ulaşımın mümkün olmadığı durumlarda, 2.     Terapi sürecinin başında, insanlar kimliklerini gizlemeyi tercih ettiklerinde, 3.     Problemleri ile ilgili nasıl bir terapi alacaklarını bilemeyip ilk kontağı uzmanlarla internet üzerinden kurmaya ihtiyaç duyduklarında. 

2.1. PSİKOTERAPİSTLERİN TEKNOLOJİ KULLANIMI
     Barnett (2010), terapide teknoloji kullanımını 3 kategoriye ayırmıştır: 1.     Grup: fotokopi, faks ve çağrı cihazlarının kullanımı, klinik servislerin arşivlenmesinde kullanılan bilgisayarlar. 2.     Grup: Seanslar arasında acil durumlar geliştiğinde yapılan telefon görüşmeleri ve danışanların faydalanması için hazırlanan eğitim videoları, süpervizyonda kullanılmak üzere seansların kayıt altına alınması. 3.     Grup: Psikoterapi, eğitim ve süpervizyon hizmetleri için interaktif video görüşmelerinin yapılması, sanal gerçeklik terapilerinin uygulanması ve mesafeleri aşmak için düzenlenen vebinerler. 

Terapötik amaçlı kullanılan teknolojik araçlar:
 Telefon     VanderBos ve Williams (2000), telefon psikologlar tarafından yönlendirme yapmak, acil durumlarda hasta ile iletişime geçmek, konsültasyon yapmak, eğitim, bireysel psikoterapi ve süpervizyon amaçları ile kullanılmaktadır. Terapi randevularını telefon görüşmesi ile düzenlemenin yanı sıra eve bağımlı bir hastaya terapi verirken, yüz yüze görüşülen bir hasta seyahate çıktığında ya da taşındığında terapilerin telefon ile uygulandığı örnekler profesyonel uygulamada mevcuttur (Lester, 2008).

E-mail ve Mesajlaşma     Seanslar arasında randevuları organize etmek, belirli bir bilgiyi iletmek, ev ödevi vermek ve danışanı takip etmek amaçlı e-mail ve mesajlaşma araçlarının kullanımı yine terapilerde yaygındır. Mesajlaşmanın terapi amaçlı kullanımına örnek Mood 24/7 ücretsiz online bir programdır. Danışanlara nasıl hissettiklerine dair puanlama yapma ve terapistlerine gönderme imkânı sunar (www.mood247). Datalar sistem içerisinde saklanır, takip edilir ve grafiklere dökülerek terapistlerin ve danışanların kolayca takip edebilmesi sağlanır.     E-mail, yardıma ihtiyacı olan ve bunu başka yollardan karşılama imkânı olmayan bireylere psikolojik yardım ulaştırsa da birçok yönden kısıtlılığa sahiptır. (Mallen, Vogel ve Rochlen, 2005). Bu kısıtlıklıklar danışanın kimliğini ya da yasal olarak tedaviye onay verdiğini bilememek, internetin kullanımından kaynaklı gizlilik ihlallerinin olabilmesi, tonlamanın ve sesin olmamasından dolayı iletişimde yaşanan güçlükler, görsel uyaranların eksikliği şeklinde özetlenebilir. Ayrıca email ile destek almak herkese uygun olmayabilir. Mesela dürtü kontrol bozukluğu, intihar eğilimi gibi problemleri olan bireylerde bu yöntemi kullanmak uygun olmayabilir. Ayrıca herhangi bir acil durum geliştiğinde uzak mesafeler dolayısıyla danışana ulaşmak ve müdahale etmek güç olabilir. Tüm bu kısıtlılıklar göz önünde bulundurulduğunda email ile terapi yöntemini kullanmak isteyen terapistlerin durumu son derece dikkatli bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. 
Interaktif Telekonferans     Son yıllarda internetin ve Skype gibi görüntülü konuşma hizmeti sunan yazılımların gelişmesiyle psikoterapistler, terapileri online ortama taşıdırlar. Bu uygulamalar, ücretsiz bir şekilde indirilip kullanıcıların mesafelerden bağımsız olarak eş zamanlı görüntülü iletişim kurmasına olanak sağlamaktalar (Stamm, 2003. Bu sayede başka türlü terapiye ulaşamayan bireyler telekonferans yöntemi ile terapi hizmeti alabiliyor ve zamandan ve paradan tasarruf sağlanabiliyor (Shore, Brooks, Savin, Manson ve Libby, 2007).     Ayrıca kontrollü araştırmalar, telekonferans şeklinde yapılan terapinin yüz yüze terapiler ile kıysalandığında, birçok ruh sağlığı probleminin, tanı grubunun ve hasta popülasyonunun etkili bir biçimde tedavi edilebilmesine olanak sağladığını göstermektedir. Panik bozukluğun online tedavisi (Klein ve Richards, 2001), travma sonrası stres bozukluğu ve öfke kontrolü terapisi (Greene ve ark., 2010), çocuklarda anti sosyal davranış problemlerinin bilişsel davranışçı terapisi (Wade, Carey ve Wolfe, 2006), sosyal fobi tedavisi (Carlbring, Nordgren, Furmark ve Andersson, 2009), depresyon tedavisi (Mackinnon, Griffiths, ve Christensen, 2008) ve kaygı bozuklukları tedavisi (Spence ve ark., 2008) gibi birçok örnek bulunmaktadır. Online terapide kurulan terapötik ittifakın doğasını, gelişimini ve kurgusunu anlamak için ileri araştırmalara ihtiyaç olmakla birlikte, birçok araştırma, telekonferans şeklinde yapılan terapilerde kurulan terapötik ittifakın yüz yüze terapidekinden çok farklı olmadığını ortaya koymaktadır (Cook ve Doyle, 2002; Hanley, 2009; Morgan, Patrick, ve Magaletta, 2008).   

BÖLÜM 3
 ONLİNE TERAPİ ETKİLİ MİDİR?     

Bilgisayar destekli psikoterapi, kaygı bozuklukları, depresyon, fobiler, madde bağımlılığı ve yeme bozuklukları gibi birçok alanda kişilere destek olmanın yollarını geliştirmiştir. Daha da geniş alanlardaki ruh sağlığı sorunlarına destek verecek bilgisayar tabanlı etkin online sistemler geliştirilmektedir (Marks, Cavanagh, ve Gega, 2007). 2006 yılında İngiltere Ulusal Sağlık ve Klinik Gelişim Enstitüsü (NICE, 2006) hafif ve orta düzey depresyon ve fobi/panik için rutin teravi seçeneği olarak kullanılmak üzere, iki bilgisayar destekli sistem önermiştir. Bu öneri dünya çapında, devlet kontrolündeki bir enstitü tarafından yapılan ilk öneri olma niteliğini taşımaktadır (Cardenes ve ark., 2008)
   

3.1. ONLİNE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ MODÜLÜ DEPRESYON TERAVİSİNDE ETKİLİ MİDİR?
     Depresyon, yetişkinlerde görülen en yaygın ruh sağlığı bozukluklarından biridir. Kişinin sağlığı ve işlevseliğine zarar verirken aynı zamanda ekonomik kişisel kayıplar yaratır (Andrews ve ark., 2001). Depresyondan yakınan birçok insan teraviye başvurmamaktadır. Etkili bir tedaviye başvurmanın önünde stigmatize edilme korkusu, zaman yetersizliği, uzun bekleme listeleri, ruh sağlığı merkezlerinin uzak olması ve psikolojik problemleri konuşmaya dair gönülsüzlük gibi engeller vardır (Collins ve ark., 2004). İnternet temelli müdahaleler bu engelleri aşmaya yardımcı olabilmektedir. Andersson ve Cuijpers, 2009 yılında depresyon ile ilgili 12 randomize kontrollü internet temelli çalışma ile yaptıkları meta analizde terapist desteğinin tedavi sonucu üzerinde güçlü bir şekilde etkili olduğunu bulmuşlardır (Andersson ve Cuijpers, 2009). Johansson ve Andersson tarafından 2012 yılında 25 kontrollü çalışma ile yapılan başka bir meta analiz de bu sonuçları doğrular niteliktedir. Yüksek orandaki insani etkileşimin teravi sonuçlarını olumlu yönde etkilediği Palmqvist ve ark.’nın 2007 yılında yaptıkları başka bir çalışma ile de desteklenmiştir. Özetle, terapist asistanlığında yürütülen online programların depresyonu tedavi etmede orta ve geniş bir etki alanına sahip olduğu söylenebilir.     Spek ve arkadaşları 50 yaş ve üzeri, bir grup depresyonlu katılımcı ile 8 haftalık internet temelli bir müdahale ile 10 haftalık yüz yüze grup terapisi seanslarından oluşan bir müdahaleyi karşılaştırmıştır. Bekleme listesinde olan bir kontrol grubunun de eşlik ettiği bu araştırmada yüz yüze grup terapisi ile internet temelli müdahale arasında teravi etkisi açısından belirgin bir farklılık saptanamamıştır.     Wagner ve arkadaşlarının 2014 yılında yaptıkları bir araştırmada depresyondan yakınan 62 kişilik bir örneklem randomize olarak internet temelli terapi uygulanacak grup ve yüz yüze terapi uygulanacak grup şeklinde ikiye bölünmüştür. İki gruptan birine (32) 8 haftalık internet temelli, terapist eşliğinde kısa BDT müdahale programı diğerine (30) ise yüz yüze BDT uygulanmıştır. İnternet temelli müdahale kişinin kendi kendine uygulayacağı bir modülden ziyade belli bir çerçevesi olan yazılı ödevlerden ve terapist tarafından sağlanan kişisel geri bildirimlerden oluşmaktadır. Her iki grup da terapist ile eşit sürede etkileşim yaşamış, tedavi her iki gruba da eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Uygulanan tedavinin birincil odağı depresyon, ikincil odakları ise kaygı, genel sağlık, intihar düşüncesi, umutsuzluk ve negatif olumsuz düşüncelerdir.     Çalışmanın sonucunda internet temelli terapinin yüz yüze terapi ile eşit etki gücüne sahip olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çalışmanın tamamlanmasından 3 ay sonra, internet temelli terapi alanların iyileşme puanlarının, yüz yüze terapi alanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum, online terapinin danışana, iyileşme ile ilgili daha fazla sorumluluk yüklemesi dolayısıyla danışanda depresyonu yenme konusunda kendine güvenme ve kendi gücünü önemseme durumu oluşturmasından kaynaklanmış olabilir (Wagner ve ark., 2014).   

3.2.
 ONLİNE TERAPİ TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU TEDAVİSİNDE ETKİLİ MİDİR?
     Knaevelsrud, C. ve Maercker, A. 2007 yılında internet temelli terapinin TSSB tedavisi ve terapötik ilişkinin kalitesindeki etkisini incelemek, bunların yanı sıra internet temelli terapideki terapötik etkileşim kalitesinin teravi sonuçları üzerindeki moderatör etkisini ortaya koymak üzere bir araştırma tasarlamıştır.     Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan 96 Almanca konuşan katılımcı 5 haftalık online bilişsel davranışçı terapi grubuna ya da kontrol grubu olmak üzere bekleme listesine randomize olarak atanmıştır. Araştırmadaki birinci odak travma sonrası stres bozukluğu puanları, ikincil odak ise deprasyon, kaygı, disosiyasyon ve fiziksel sağlıktır. Ölçümlemeler tedavi başlamadan, tedavinin hemen sonrasında ve tedaviden 3 ay sonra yapılmıştır.     Araştırmanın sonucunda travma sonrası stres bozukluğu puanlarında internet temelli terapi alan grupta kontrol grubuna göre anlamlı bir azalma olduğu, bunun yanı sıra yine tedavi grubunun komorbid depreson ve anksiyete puanlarında da kontrol grubuna kıyasla anlamlı bir düşüş olduğu görülmüştür. Tedavi grubundaki bu iyileşmenin, uygulamanın 3 ay sonrasında da korunduğu ölçümlemeler ile tespit edilmiştir. Terapötik ittifakla ilgili yüksek puanlar ve tedaviyi yarıda bırakan kişi sayısının düşük olması online ortamda da pozitif ve stabil bir terapötik ilişkinin geliştirilebileceğine işaret etmektedir.     Knaevelsrud ve akadaşları tarafından 2015 yılında yapılan bir çalışmada online ortamda uygulanan bilişsel davranışçı terapi modülünün travma sonrası stres bozukluğu semptomları üzerindeki etkililiği araştırılmıştır. Bu araştırmanın örneklemi Irak’ta yaşayan, savaş mağduru Arap hastalardır. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan 159 birey tedavi grubu (79) ve kontrol grubu (80) şeklinde rast gele olarak 2 gruba ayrılmıştır. Tedavi grubuna 5 hafta boyunca haftada 2’şer oturumdan oluşan toplam 10 seanslık bir internet temelli BDT modülü uygulanmıştır. Uygulama sonrasında tedavi grubunun travma sonrası stres bozukluğu puanlarında kontrol grubuyla kıyaslandığında anlamlı bir düşüş olduğu saptanmıştır. Ayrıca uygulamadan 3 ay sonrasında da bu tedavi grubunun travma sonrası stres bozukluğu skorları tedaviden hemen sonraki düşük halini korumaya devam etmiştir. Tedaviyi tamamlayan 47 hastadan 29’unun uygulama sonrasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu Ölçeğinden aldığı puan 20’in altında iken, yapılan analizler tedavi grubunun kontrol grubuna göre %74,19 daha fazla iyileşme gösterdiğini ortaya koymuştur. Savaş ortamı gibi insan hakkı ihlallerinin yüksek olduğu ve insanların güvensiz bir biçimde yaşadığı durumlarda bile travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bireyler sadece internet üzerinden uygulanan bilişsel davranışçı terapi modülünden fayda görebilmekte ve iyileşme kaydedebilmektedir.     Diğer çalışmalarda ise kulak çınlaması (Kaldo ve ark.,2008), sosyal fobi (Andrews ve ark., 2011), panik bozukluk (Bergstromet ve ark., 2010), örümcek fobisi (Andersson ve ark., 2009) ve gevşeme teknikleri (Carlbring ve ark., 2007) üzerine yüz yüze ve online ortamda uygulanan terapiler kıyaslanmış ve yine iki uygulama arasında, tedavi etkisi açısından farklılık olmadığı görülmüştür. Sadece, beden imajı ve yeme bozuklukları ile ilgili bir çalışmada tedavi sonrası iyileşmenin yüz yüze terapi grubunda online terapi grubuna göre daha fazla olduğu bulunmuştur (Paxton ve ark., 2007).     Schneider (1999), yüz yüze, iki taraflı sesli görüşme ve iki taraflı videolu görüşme şeklinde 3 farklı psikoterapi modelinin etkililiğini araştırmıştır. Bu araştırma 3 tedavi grubuna ve bekleme listesindeki 1 kontrol grubuna bölünen 80 katılımcı ile yapılmıştır. Her tedavi grubuna 5 seanslık kısa Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanmıştır. Tedavi gruplarının arasında, terapiden alınan verim açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçları teknoloji destekli terapinin yüz yüze terapi kadar etkili olabildiğini ortaya koymuştur.    

Yazının devamı için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:
https://www.turkceterapi.com/blog/online-psikoterapi-uygulamalari_2
Etiketler
Bir yorum yaz