Türkçe Terapi

Psikiyatride Fitoterapi (Bitkisel Tedaviler)

Fitoterapi (bitkisel tedavi), tıbbi etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış bitkilerle yapılan tedavi anlamına gelmektedir. Hastalıkların, tedavi edici değere sahip taze veya kurutulmuş bitki kısımları ya da bunlardan elde edilen ekstraksiyon (özüt) ürünleri kullanılarak üretilen çay, şurup ve ya kapsüllerle tedavi edilmesi “fitoterapi” olarak tanımlanmaktadır.


Geleneksel bitkilerle yapılan tedavilerden farklı olarak fitoterapi, bilimsel verilere dayanan bir tıp uygulamasıdır.            
Bitkisel tedavinin tarihi eski çağlara uzanmakta ve kökeni Çin ve Hindistan'a dayanmaktadır. Fakat bugün Avrupa ülkeleri ve özellikle Almanya bitkisel tedaviler konusunda önemli araştırmalara ev sahipliği yapmakta ve kurduğu komisyonlarla bazı bitkileri bazı hastalıklarda ilaç olarak tavsiye etmektedir. 

Psikiyatrik hastalıklar bitkisel ilaçlarla tedavi edilebilir mi?

Diğer hastalıklarda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklar için de bitkisel ürünler geleneksel tedavi yönteminin bir parçası omuştur. Ülkemizde olduğu gibi Avrupa, Amerika ve dünyanın bir çok yerinde halk arasında geleneksel olarak bitkisel ürünler kullanılmaktadır.            

Psikiyatrik tedavilerin tedavisinde gerek laboratuar çalışmalarında gerek klinik çalışmalarda etkinliği gösterilmiş bitkisel tedaviler bulunmaktadır.
           

2017 yılnda yapılan bir araştırmada depresyon, anksiyete ve uykusuzluk ve başka toplam 11 psikiyatrik bozuklukta 24 bitkisel ilaç için klinik uygulama kanıtları incelenmiş ve bazı bitkisel ilaçlar için yüksek düzeyde kanıtlar elde edilirken bazıları için ise daha düşük düzeyde kanıtlar elde edilmiştir.

Depresyon için yüksek düzeyde pozitif kanıtlar;            
      Hypericum perforatum (sarı kantaron, St John's wort)
           
      Crocus sativus (safran)
        
    
Anksiyete için yüksek düzeyde pozitif kanıtlar;
           
      Piper methysticum (kava)
           
      Passiflora incarnata (tutku çiçeği)
             

Bunun dışında kanıt düzeyi yukarıdakiler kadar yüksek olmasa da, birçok klinik çalışmada bazı bitkisel ürünler için ön kanıt düzeyinde pozitif veriler elde edilmiştir. Bu çalışmalarda antidepresan olarak; Echium amoenum (engerek otu), Crocus sativus (safran) ve Rhodiola rosea (altın kök, gül kökü ) ve anksiyolitik olarak; Matricaria recutita (mayıs papatyası), Ginkgobiloba, Echium amoenum (engerek otu) ve Scutellaria lateriflora (mavi kaside otu) sayılmaktadır. Ancak bu bitkilerin faydalılık düzeyi birçok çalışma ile tekrar edilerek tam olarak doğrulanmadığı akılda tutulmalıdır.
           

Laboratuar ve hayvan çalışmalarında olumlu kanıtlar elde edilen bazı bitkisel ilaçlar üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu da bitkisel ilaçların önümüzdeki yıllarda hala gündemde kalacağını ve bazı iyi alternatiflerin çıkabileceğini düşündürtmektedir. 

Bitkisel ilaçlar diğer ilaçlarla beraber kullanılabilir mi?

Bitkisel ilaçların diğer ilaçlarla olan etkileşim ile ilgili yeterli bilgiler malesef bulunmamaktadır. Herhangi bir hastalığı olan ya da başka ilaçlar kullananların bitkisel tedavileri kullanmamaları tavsiye edilmektedir.            

Doğal olan her zaman güvenli demek değildir. Pek çok bitkinin toksik/zehirli olabileceği unutulmamalıdır. Bazı bitkilerin çay olarak içilmesi zehirlenmelere neden olabilir, fakat başka yöntemlerle çıkarılan ekstrat/özütler zehirli bir etki göstermeden faydalı olabilir. 

Gebelik ve emzirme döneminde bitkisel ilaçlar güvenli midir?

'Bitkiseldir, ottur hiçbir zararı yoktur, gebelikte ve emzirmede kullanılsa ne olur?' diye düşünmeyin. Şu ana kadar gebelikte ve emzirme döneminde onaylanan bir bitkisel ilaç bulunmamaktadır. Hatta bitkisel ilaçların gebelik ve emzirme dönemlerinde kullanılmaması tavisye edilmektedir. Tıbbi ilaçlarda bulunan ilacın gebelik kategorisi bilgisi, bitkisel ilaçlarda bulunmamaktadır. Dolayısıyla gebelik ve emzirme dönemlerinde bitkisel ilaçların güvenli olduğu söylenemez.              

Burada psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan ve klinik araştırmalarda anlamlı düzeyde pozitif kanıtlar elde edilen bazı bitkisel ilaçlarla ilgili daha geniş bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. 

Sarı kantaron (St.John’s wort);

Bilimsel adı Hypericum perforatum. Halk arasında kılıç otu, mayasıl otu, kanotu, yaraotu, binbirdelik otu  ve koyunkıran olarak da bilinir. Fakat en çok sarı kantaron olarak anılmaktadır.Dünyanın birçok yerinde bulunan bir bitkidir.

Yapılan klinik çalışmalar hafif ve orta şiddette depresyonun tedavisinde bazı standart antidepresan ilaçlar kadar etkili olduğunu doğrulamıştır. Sarı kantaronun depresyonun yanı sıra anksiyete ve uyku bozukluklarının, mevsimsel duygulanım bozukluğunun tedavisinde de etkili olduğu gösterilmiştir.

Almanya da marketlerde ve eczanelerde bulunan bir ürün. Özellikle standart ilaçları kullanmak istemeyenlere psikiyatrislerce öneriliyor ve neredeyse bazı antidepresanlardan daha fazla satılıyor. Özellikle hafif ve orta düzey depresyonda önerilmekte.

Günlük doz 900 mg, gerekirse 1200 mg olarak öneriliyor.

Fakat Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) sarı kantaronu bir ilaç olarak değil,  gıda takviyesi olarak tanımlamaktadır. Yani Amerika'da sarı kantaron ilaç olarak satılmamakta.

Sarı kantaronla ilgili olumlu veriler olmakla birlikte, olası yan etkileri ve ilaç etkileşimleri nedeniyle uzman tavsiyesi olmaksızın kullanılmamalıdır. Sarı kantaronun mani yaptığı bildirilmiştir ki antidepresan reçetelerken dikkat ve takip edilmesi gereken en önemli yan etkilerden biridir.

Sarı kantaron ile immünosüpresanlar, antikanser ajanlar, kardiyovasküler ilaçlar, oral kontraseptifler ve lipit düşürücü ajanların beraber kullanıldığı bazı vakalarda yaşamı tehdit eden olaylara neden olan önemli etkileşimler gösterdiği bildirilmiştir.

Ayrıca yüksek tansiyon rahatsızlığı olan kişilerin, hamile veya emziren kadınların da sarı kantaron otu kullanması tavsiye edilmemektedir.

Sarı kantaron sık olarak kullanılsa ve kapsül formları olsa da standart ilaçlar gibi bir pospektüsü ülkemiz için bulunmamaktadır. Yani sarı kantoronun diğer ilaçlarla etkileşimleri, gebelik ve emzirme kategorisi bilgisi, kesinlikle kullanılmaması gereken durumlar, olası yan etkiler ve bunların sıklığı ile ilgili bilgiler net ve yeterli değildir.

Fotosensivite (ışığa aşırı duyarlılık), sedasyon (uykululuk), gastrointestinal (mide-barsak) bozuklukları yapabilir 


Safran (crocus sativus )            

Safran dünyanın en pahalı baharatıdır. Daha çok İran ve İspanya'da yetişmektedir. Ülkemizde daha sıkça yetiştiği yer olan Safranbolu'ya adını vermiştir.
           

Yapılan çalışmalarda 30-90 mg dozlarda safran, bazı diğer antidepresanlarla (Tofranil, Prozac) karşılaştırılmış ve benzer etkileri olduğu gösterilmiştir. Depresyon için daha öncelikli olmak üzere anksiyete bozukluğuna da faydası olduğuna dair yayınlar bulunmaktadır.
           
İştah kapatıcı etkisinden bahsedilmektedir.
           
Safranın güvenlik sınırı dardır. Tavsiye edilen dozların üstünde ve 2 aydan fazla süre kullanmak sakıncalı olabilir.

Kava kava (Piper methysticum):
           

Öncelikle anksiyete ve bunun yanında uyku ve depresyona iyi geldiğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
           

İlaç etkileşimleri ve karaciğer toksisitesi bildirilmiştir.
           

Etki mekanizması alkol ve diazem gibi sakinleştiricilere benzemektedir. Belki de bu nedenle Pasifik adası yerlilerinde kutlama içkisi olarak kullanılmıştır. Ancak alkol ve dizaem benzeri ilaçlarla kullanılması bilinç bulanıklığına neden olabilmektedir.
            7

Anksiyete tedavisinde 8 hafta boyunca günde 3 kez alınan 100 mg'lık dozun  etkili ollduğu gösterilmiştir. 
           

Yan etki olarak uyku hali, sersemlik ve baş dönmesi yayapilir. Karaciğer hastalarının, alkol ve psikiyatrik ilaç kullananların kava kava alması sakıncalıdır.

Passiflora incarnata (tutku çiçeği)
           

Çarkıfelek çiçeği olarak da bilinir.

Anksiyete ve uykuya iyi geldiğine dair pozitif kanıtlar mevcut.

Amerikada geleneksel tedavi yöntemi olarak huzurszuluk ve uyku için kullanılmaktadır. Fakat Amerika'da Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) pasifloranın reçetesiz olarak satılmasını yasaklamıştır.

Ülkemizde süspansiyon formu bulunmaktadır. Anksiyete belirtileri ve uykusuzluk için 2 ölçek şeklinde kullanımı tavsiye edilmemektedir. 

Gebelik ve emzirme döneminde kullanımının güvenli olmadığı bilinmektedir. Gebelikte pasiflora kullanan kadınlardan olumsuz etkiler görülen vakalar bildirilmiştir.

Burada da bazı psikiyatrik hastalıklara iyi geldiğine dair bir takım ön kanıtların olduğu bitkisel ürünlerden bahsedeceğim.

Valeriana officinalis (kedi otu) 

Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'da neredeyse 1000 yıldır uykusuzluk ve sakinleştirici olarak kullanılmaktadır.

Uykusuzluk için etkili olduğuna dair kanıt düzeyi daha yüksektir. Hafif düzeydeki anksiyete de etkili olduğunu bildiren ön kanıtlar bulunmaktadır.

Çay, tentür ve hap formları vardır.

Anksiyete için 150-300 mg, uyku için ise yatmadan 300-500 mg kullanımı tavsiye edilmekte.

Hops (şerbetçi otu, Humulus lupulus)

Uykusuzluk için etkili olduğuna dair kanıt düzeyi daha yüksektir.

Östrojen yapımını arttıracağından menstruel düzensizlik yapabilir. Emzirme ve gebelikte kullanılması önerilmez. 

Melissa Officinalis (Lemon balm)

Ülkemizde “Oğul Otu” olarak da bilinmektedir.

Akdeniz coğrafyasının bitkisi olup Avrupa’da da tarımı yapılmaktadır.

Uyku verici ve anksiyete giderici olduğuna dair yapılan çalışmalarda birtakım ön kanıtlar elde edilse de, yeterli düzeyde klinik çalışma ve kanıt henüz bulunmamaktadır. 

Chamomile (Papatya)

Türkiye’de Alman papatyası olarak bilinir.

Uyku verici ve anksiyete giderici etkisi olduğu
ifade edilmekle birlikte, bu
konuda yeterli çalışmalar yapılmamıştır.

Sonuç:

Bitkisel tedaviler psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kullanılabilir.

Dokor kontrolü olmaksızın bitkisel ilaçları kullanmamak gerekir.

Ek başka bir hastalığınız ya da kullandığınız başka bir ilaç varsa, ya da alkol kullanıyorsanız bitkisel ilaçlar kullanılmamalıdır.

Gebelik ve emzirme döneminde bitkisel ilaçlar kullanılmamalıdır.
Etiketler
Bir yorum yaz