Türkçe Terapi

Kanser Hastalarının Yaşadığı Psikolojik Süreçler

Kanser hastalığı gerçekten hem yaşayan kişi için hem de çevresi için zor bir süreç ve insanlar bu süreçlerde ciddi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmakta. Bu yazımızda da sizler kanser hastalarının ve çevresinin yaşamış olduğu psikolojik sıkıntılar ve bunların nasıl üstesinden gelebilecekleri konusunda bilgiler veriyor olacağız.


Kanser Hastalarının Yaşadığı Psikolojik Süreçler

Hayat olağan seyrinde giderken ciddi bir hastalık şüphesi ile bir dizi tetkikten geçen ve sonrasında tanı alan hastalar ve hasta yakınları tanıyı duydukları andan itibaren karmaşık duygu ve düşünceleri içeren bazı psikolojik süreçlerden geçerler. Psiko-onkoloji literatüründe şok, inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme şeklinde isimlendirilen bu evrelerde neler yaşandığını bilmek ve hastanın psikolojisini doğru yönetmek tedavinin tamamlayıcı bir parçasıdır. 

Tanıyı alan hasta hekimin ağzından çıkan “kanser” ya da “tümör” kelimesini duyduğu andan itibaren seslerin boğuklaştığını, görüntülerin bulanıklaştığını ve daha sonra hiçbir şey anlayamadıklarını söyler. Şok evresi dediğimiz bu evrede hasta olumlu ya da olumsuz hiçbir şey düşünemez. Etrafa boş gözlerle bakabilir, söylenenleri anlamakta güçlük çekebilir. Bazı hasta yakınları da şok sürecini canlı bir şekilde yaşarlar. Zamanla duygular ve düşünceler canlanmaya, geri gelmeye başlar. Bir süre sonra hasta ve hasta yakınları sanki hiçbir şey yokmuş gibi, her şey yolundaymış gibi hissedebilir. Tanıya inanmamak, bir yanlışlık/karışıklık olduğunu düşünmek, başka doktorlara tekrar tekrar muayene olmak “inkar” dönemi dediğimiz sürecin en belirgin özellikleridir. Hastalığın seyrini olumsuz etkilememesi açısından inkar döneminin fazla uzun sürmemesi gerekmektedir. Bazı durumlarda bir an önce tedaviye başlamak gerekebilir. Hastanın birkaç doktora daha gitmesi, tetkiklerini göstermesi, yeni tetkikler yaptırması için zaman olmayabilir. İnkar süreci normalden uzun süren ve tedavi sürecini olumsuz etkileyen hastalara psikolojik müdahale gereklidir. Bazen de hasta tedavisine başlasa da tanıyı duymak istememekte, onkoloji hastası olduğunu kabul etmemektedir. Bunu bir çeşit savunma mekanizması olarak değerlendirmek ve hastanın kendini korumak için yarattığı bu algıyı belli bir süre bozmamak hastanın yararınadır. 

İnkar evresinin ardından öfke evresi gelir. Bu evrede hasta, sağlık personeline, doktoruna, sağlıklı kişilere ve yakınlarına hatta bazen Tanrı’ya karşı öfke duyabilir. “Neden ben?”, “Ben ne yaptım da bu benim başıma geldi?”, “Bedenime bu kadar iyi bakmışken neden bana ihanet etti?” gibi sorular gündeme gelebilir. Hasta yakınları ve tedavi ekibi hastanın içinde bulunduğu bu “doğal” öfke sürecine karşı anlayışlı olmak ve doğru bir şekilde yönetmek durumundadır. Bunun geçici bir durum olduğunu ve bir süre sonra her şeyin normale döneceğini, hastanın taşıdığı öfke ve sağlıklı insanlara karşı kıskançlık gibi duyguların zamanla soğuyacağının ve yatışacağının farkında olmak gerekir. Öfke evresi çok yoğun yaşandığında, tedaviye ayak bağı olduğunda, hasta ve hasta yakınları arasında duygusal problemlere sebep olduğunda yine bir uzman tarafından müdahale edilmesi gerekir. 

Öfke evresini atlatan hasta pazarlık sürecine girer. Pazarlık evresinin hasta açısından iki işlevi vardır: öfke evresindeki gösterdiği uyumsuz davranışları telafi etmek ve iyileşmek için Tanrı’ya olumlu yaklaşmak. Öfkenin ve üzüntünün işe yaramadığını gören hasta diğer insanlara ve Tanrı’ya karşı olumlu yaklaşmanın işe yarayacağını düşünmeye başlayabilir. İyileşirse kendine daha iyi bakacağına, ailesiyle daha çok zaman geçireceğine, ibadet edeceğine, kurban keseceğine dair sözler verebilir. Önceden yaptığı iyiliklerin hatırına ağrı yaşamayacağına dair beklentileri ve dilekleri olabilir. 

Depresyon, artık kanser hastasının hastalığını yadırgamadığı, ameliyatlar, hastane yatışları ve uygulanan tedaviler sonucu yaşadığı güçsüzlük ve kayıp duygularını yoğun bir şekilde yaşadığı bir dönemdir. Hastalıktan önceki hayata duyulan özlem, özgürlük olmadığını düşünmek ve çalışamadığı için maddi açıdan bağımlı olmak da depresyonu körükleyen durumlardır. Bu dönemde hastanın hayatını yeniden düzenlemesine yardımcı olmak, tedavisine engel olmayacak hobiler bulmak hastanın yeni hayatına uyum sağlayabilmesini kolaylaştırır. 

Kabullenme evresi hastanın yeni hayatına uyum sağladığı, bir yandan tedavilerine devam ederken bir yandan da günlük hayatını keyifli bir şekilde yaşadığı, duyguların ve düşüncelerin genel olarak olumlu ve sabit olduğu bir evredir.  Hasta artık tedavinin yan etkileriyle baş etmeyi öğrenmiş hatta hastalıktan olumlu sonuçlar çıkarmaya bile başlamıştır. “Artık ‘hayır’ demeyi öğrendim”, “Sınırlarımı korumayı öğrendim”, “Küçük şeylere takılmamayı öğrendim”, “Hayatın ne kadar kıymetli olduğunu öğrendim”, “Ne kadar güçlü olduğumu gördüm”, “İnsanların beni ne kadar çok sevdiğini anladım”, “Yeni arkadaşlar edindim”, “Beni nelerin mutlu ettiğini anladım” şeklindeki hasta yorumları kabullenme evresinde hastalarda görülen pozitif değişiklikleri ifade eden cümlelerdir. 

Etiketler
Yorumlar(1)
  • Online Psikolog | Türkçe Terapi N*****
    N***** 07 Temmuz 2018 05:34

    Kanser hastasınin yakını olmak o hastalığa yakalanmak kadar zor.. çünkü elden birşey gelmiyor ve daha kötusu hasta bi sure sonra manevi desteğinizi bile kabul etmek istemiyor.. gun geliyor arkadasliginizi bile reddediyor.. bu sefer daha hayattayken onu kaybetmiscesine acı duyuyorsunuz. Terapi almak bu sorunlarla başa çıkmayı nispeten kolaylastiriyor..

Bir yorum yaz